Search Button

2019’un en çarpıcı gelişmeleri neydi? 2020’den ne bekliyorsunuz?

Konuşmacımız, Akademisyen, Ekonomist ve Yazar Prof. Dr. Emre Alkin, ekonomik gelişmelerle ilgili kendisine bugünlerde sıkça sorulan “2019’un en çarpıcı gelişmeleri neydi? 2020’den ne bekliyorsunuz?” sorularını yanıtladı:

Geçen yıl ile bu yıl arasında ciddi farklar olacak…

Geçenlerde “İktisattan Çıkış” kitabının imza gününde baktım ki tarihleri “2019” diye atıyorum. Ben dahil herkes gülmeye başladı. Demek ki aklım hâlâ orada kalmış. Aslında kalmasına da pek gerek yok. Çünkü birbirinden çok farklı olacaklar. Anlatayım.

Bu aralar “2019’un en çarpıcı gelişmeleri neydi, 2020’den ne bekliyorsunuz” şeklinde çok soru geliyor. Ben de kendi üslubumla anlatmaya çalışıyorum. Bazı cevaplarım ise epeyce şaşırtıyor yerli ve yabancı gazetecileri.

Mesela bana göre, 2019 en çarpıcı gelişmesi uluslararası kuruluşların Türkiye değerlendirmelerinde hatalı çıkması oldu. Uluslararası kuruluşlar, 2018’de yaşanan döviz kuru atağı ve bunun neticesinde ortaya çıkan durumun çok uzun kalıcı olacağını düşündüler. Türkiye; ihracatı, sanayisi ve turizmi ile bu olumsuz görüşlere pozitif bir cevap verdi.

Bundan başka, enflasyon ve döviz kurları arasında geçişkenliği bahane ederek tüketici fiyatlarının yıl sonunda %15 olacağını öngören uluslararası kuruluşlar yine yanıldılar. Benzer şekilde sanayi ticaret ve diğer faaliyetinden yılın ikinci yarısından sonra toparlanmaya başlaması, Türkiye %2,5 daralacağına yönelik beklentileri de boşa çıkardı.

Bazı konularda şanslı bazı konularda gayretliydik açıkçası: Hem petrol fiyatlarının sakin seyretmesi hem de ihracatın olumlu performans, hem turizmin hızla yükselişe geçişi Türkiye cari fazla veren bir konuma getirdi.
“Geçen yıldan aklında en çok ne kaldı ?” diye sorduklarında, elbette Merkez Bankalarının faiz kararlarını söylemeliyim. Özellikle FED’in önce faizleri düşürdükten sonra, 2019 aralık ayında bekleyişe geçeceğini belirtmesi Türkiye’de de enflasyonun düşüşün rahatlık öngörülmesi çerçevesinde “önden yüklemeli” indirimler yapılması 2019’un en akılda kalıcı gelişmeleriydi.

“Bir de 2020’ye bakalım…”

Şimdi bu yıla bakalım: 2020 yılı bazı konularda bir önceki yıldan zor, bazı konular kolay geçecek diyebiliriz. Ticaret savaşları konusunda nispeten tarafların yumuşayama gidecekleri ve tüm dünyayı tehdit eden bu riskin ABD başkanlık seçimlerinden sonra ortadan kalkacağı beklenmeli.

Diğer taraftan Amerikan ekonomisinin resesyona gireceği beklentisi de boşa çıktı. Çünkü bütün parametreler dünya ithalatının %15’ini toplam gelirin de %24’ünü gerçekleştiren ABD ekonomisinin iyi yola gittiğini gösteriyor. Bu durumda faiz indirimleri ile alakalı büyük bir beklenti içine girmemek gerekir.

Benzer şekilde Türkiye’de Merkez Bankası’nın işi, 2019’dan daha zor olacak. Bu yıl enflasyon oranları ay bazında yakından takip edilecek. Alınan her kritik karar günlerce yorumlanacak ve sorgulanacak. Herkesin beklentisi politika faizlerinin tek haneye inmesi ama TCMB’nin ihtiyatlı bir politika uygulayacağını tahmin ediyorum.

Enflasyon oranlarının hükümetin belirlediği hedefin biraz üzerinde gerçekleşeceğini tahmin etmekle beraber, işlenmemiş gıda fiyatlarındaki hareketleri yakından takip etmek gerektiğine inanıyorum. İran-ABD gerginliğinin şimdilik sona ermiş olması petrol fiyatlarının fiyatlar genel seviyesi üzerinde baskı kurmasını engelleyecek gibi gözüküyor.

2019 yılında büyüme sıfıra yakın gerçekleştiği için ihracatın katkısı oldukça net bir şekilde ortaya çıktı. Ancak büyüme modelinin ayrıntıları bize gösteriyor ki ihracat en az bu güçle yola devam etse bile % 4-5 arası tahmin edilen 2020 büyümesinde matematiksel olarak payı küçülecek. Daha çok iç talep ve hizmetler çerçevesinde oluşmuş olan büyüme modeli pozitif büyüme dönemlerinde ihracatın payını küçültüyor. Bunun anlamı ihracatın yavaşlaması değil, büyüme modelinin teknik ayrıntısıdır. Bunu da belirtmeliyim.

Dünya ticaretinde de nispeten bir toparlanma olacağını tahmin ediyorum. Ancak bu toparlanmanın miktar bazında daha çok gerçekleşeceğini fiyat rekabeti sebebiyle parasal hacim olarak zorlanmaya devam edeceğimizi öngörüyorum.

Prof. Dr. Emre Alkin