Search Button

Önce TAKIM sonra BEN

Çetin Yılmaz, 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası öncesi Türk Milli Basketbol Takımı’na (nam-ı diğer 12 Dev Adam) ithafen Hürriyet Gazete’sinde bir yazı yazmıştı. Yazısında oyunculara önce TAKIM sonra BEN felsefesiyle hareket etmeyi öneriyordu. 12 Dev Adam o şampiyonadan gümüş madalya ile döndü.

On yıl önceki bu yazıyı yeniden yayımlamamızın nedeni, içinde yer aldığımız takımlarda (ailemiz, çalıştığımız kurum, ülkemiz ve gezegen) önce TAKIM sonra BEN anlayışıyla davranmamız gereken bir dönemden geçiyor olmamız.

“Pandemi sonrası dünya nasıl bir yer olacak?” diye endişeyle beklemek yerine, “istediğimiz dünyayı yaratmak için elimize bir fırsat geçti” diye düşünenlerdenseniz, evdeki tüm zamanınızı iyimser, yaratıcı, işbirliği ve dayanışmaya dayalı çözümler üretmek için kullanın.

12 Dev Adam'a Açık Mektup

Yazan: Çetin YILMAZ

DEĞERLİ basketbolcu kardeşlerim... Bugün basketbol kariyerinizin en önemli turnuvasına başlıyorsunuz. ‘Önemli’ deme nedenim çok açık. Yaşadığımız bu gezegenin en iyisi ortaya çıkacak. Ve bu şampiyona bizim ülkemizde yapılacak. Sanırım bir daha Türkiye’de yapıldığında bir kısmımız hayatta bile olamayacağız.

Sizlerin bu turnuvaya 45-50 gündür hazırlandığınız söyleniyor. YANILIYORLAR. Sizler bu şampiyonaya basketbola başladığınız ilk günden beri hazırlanıyorsunuz. 7-8 yaşında yanaklarından makas alınacak yaşta bir çocuk olarak adım attığınız bu parkelerde, bugün 20’li, 30’lu yaşlarda DEV adamlar olarak ülkenizi temsil etmektesiniz. Bu uzun hazırlık döneminin nasıl yorucu, nasıl zorlu ve ne denli fedakârlık gerektirdiğini en iyi bilenlerdenim. Bu süreci sizlerle birlikte 1974 yılından beri yaşadım. Ne cumartesi ne de pazar gününüz oldu, dini, resmi tatil nedir bilmediniz. Yılbaşı ve bir yakınınızın en mutlu gününde veya cenazesinde bulunamadınız. Yaz tatilinde tüm arkadaşlarınız denizin keyfini çıkarırken, sizler tonlarca ağırlık kaldırıp, kilometrelerce koştunuz. İşte bu nedenle ‘hayatınızın en önemli turnuvası ve basketboldaki ilk gününüzden beri bu şampiyonaya hazırlanmaktasınız’ diyorum.

Sizlere teknik bir şey söylememe gerek yok, koçlarınız var. Ama yine sizlerle birlikte böylesi bir şampiyona yaşamış bir ağabeyiniz olarak birkaç tavsiyem olacak...

Önce TAKIM sonra BEN

DÜRÜST olmak gerekirse ‘kötü’ bir hazırlık dönemi geçirdiniz, zaman zaman iyi gözükse de genel olarak yetersiz diyebilirim. Sizleri tek tek çok iyi tanıyan biri olarak karar verdiğinizde neler yapabileciğinizi çok net biliyorum.

İlk tavsiyem, sadece oyuncular olarak kaptanın odasında bir toplantı yapın ve gözlerinizin içine baka baka söz verin. ‘Savunmada geçildiğinde korkma ben varım’ deyin. Arkadaşlarınıza ‘başarısızlıkta bir adım öne çıkacağınızı, başarıda bir adım geri çekileceğinizi’ anlatın. ‘Önce TAKIM sonra BEN’ dediğinizi bütün arkadaşlarınız duysun. Çember altını sonuna kadar koruyacağınıza söz verin. Dahasını sizler benden iyi bilirsiniz.

O odaya 12 basketbolcu olarak girin ve BİR TAKIM gibi çıkın.

Gözyaşınızdan utanmayın.

BİR de maç öncesi soyunma odası atmosferi için 1-2 şey söylemek istiyorum. Yavaş yavaş giyinirken kendinize zaman ayırın ve düşünün... Minik, küçük, genç ve önceki takımlardaki arkadaşlarınızı ve size emeği geçen antrenörlerinizi düşünün. Basketbola ilk başladığınız günü, annenizi, babanızı, eşinizi, çocuğunuzu, yakınlarınızı düşünün. Gittiğiniz berberi, oto tamircinizi ve restorandaki ‘Hoşgeldin abi’ diyen garsonu düşünün. Sizlere bu ülkeyi sevdiren Tarih, Edebiyat ve diğer öğretmenlerinizi düşünün. Sevgili çocuklar, bu süreç biraz zorlu olur. Burnunuzun direğini taaa dibinden sızlatır. Gözleriniz buğulanır. Ama hiç korkmayın ve gözyaşınızdan utanmayın. Onlar size DİRENÇ, HIRS, KARARLILIK ve KONSANTRASYON olarak geri döner.

‘Her şey iyi hoş da ya yenilirsek’ diye sormayın. Ben bu tavsiyemi sizler ‘yenilmeyin’ diye yazmıyorum, ‘yapabileceğinizin en iyisini yapın’ diye yazıyorum. Ayrıca unutmayın Türk basketbol seyircisi, başkalarına benzemez. ‘Fedakârca oynayan, bir top için yerden yere atlayan ve top paylaşan takımlarını, maç kaybetseler de ŞAMPİYON gibi alkışlar. Bunu 2001’de fazlasıyla gösterdiler. Sevgili kardeşlerim, fiziksel olarak olmasa bile, yüreğim sizlerle o soyunma odasında olacak. Yolunuz açık olsun, canı gönülden başarılar dilerim.... Çetin abiniz...