INFLUENCER BLOG İLETİŞİM

Esin Kasa ile Kuliste Buluşalım: Çetin Yılmaz'dan İmkansızı Mümkün Kılma Dersleri

"Kuliste Buluşalım" serisinin bu bölümünde efsanevi koç Çetin Yılmaz var! Basketbol sahalarından kurumsal dünyaya uzanan liderlik derslerini, takım olmanın gerçek anlamını ve "başarılı" değil "değerli" olmanın sırlarını Esin Kasa ile konuştu.

Liderlik
  • Yayınlanma Tarihi: 09 Şubat 2026
  • Yazan: Speaker Agency
Esin Kasa Ile Kuliste Buluşalım Çetin Yılmaz690x460

Işıklar altında kazanılan kupalar, son saniye basketleri ve taktik savaşları... Spor dünyası dışarıdan bakıldığında sadece skorboarddaki rakamlarla ölçülür. 

Ancak gerçek liderlik, o skorboard kapandığında, soyunma odasının kapıları kapandığında ve insan insana kalındığında başlar.

Speaker Agency Kurucu Ortağı Esin Kasa’nın ev sahipliğinde gerçekleşen video-cast serisi "Kuliste Buluşalım", bu hafta Türk basketbolunun en saygın ve en bilge isimlerinden birini, Çetin Yılmaz’ı ağırlıyor. 

Ülker, Fenerbahçe, Anadolu Efes gibi dev kulüplerin ve A Milli Takım’ın baş antrenörlüğünü yapmış, sayısız şampiyonluk yaşamış bir isim o. 

Ancak Çetin Yılmaz’ı tanımlamak için "Koç" sıfatı yetersiz kalır. ODTÜ Sosyoloji kökenli bir entelektüel, bir hayat öğretmeni ve oyuncularının deyimiyle "sahici bir baba".

Bu sohbette sadece basketbol konuşulmuyor; imkansızın nasıl mümkün kılındığı, takım olmanın kimyası ve bir liderin vicdan muhasebesi masaya yatırılıyor.

Kriz Anında Liderlik: Bir Dönüşüm Hikayesi Olarak Tuborg

Bir liderin gerçek kumaşı, her şey yolundayken değil, kriz anında belli olur. 

Çetin Yılmaz’ın kariyerindeki en çarpıcı liderlik derslerinden biri, küme düşmekte olan Tuborg takımını devraldığı dönemde yaşanır.

Takımın başına geçtiği ilk gün, durumu analiz etmek için oyuncularla tek tek görüşür ve korkunç bir gerçekle yüzleşir: Takım, fiziksel olarak bir aradadır ancak zihnen ve ruhen paramparçadır. 

Amerikalılar, Sırplar, Türkler... Kimse takım arkadaşının evli olup olmadığını, kaç kardeşi olduğunu, hatta hangi acılardan geçtiğini bile bilmemektedir.

Yılmaz’ın o günkü tepkisi, modern yönetim kitaplarında bulamayacağınız türden radikal bir yüzleşmedir. 

Antrenmanda düdüğü çalar ve oyuncularına sorar: "Takım arkadaşının babası savaşta nasıl ölmüş biliyor musun? Hayır. O zaman sizden takım falan olmaz!" 

Bu sert yüzleşme, oyuncuların sadece basketbolcu değil, insan olduklarını hatırlamalarını sağlar.

"Terzi Oyuncu" Metaforu

Sadece yüzleşmek yetmez, onarmak da gerekir. Çetin Yılmaz burada kurumsal dünya için de hayati olan bir kavramı, "Terzi Oyuncu" metaforunu ortaya atar. 

Takımı birleştirmek için teknik kapasitesi çok yüksek olmasa da karakteriyle "yapıştırıcı" görevi görecek Kemal Tunçeri’yi transfer eder. 

"Bazı oyuncular vardır, takımı birbirine teyeller, diker" diyor Yılmaz. İş dünyasında da sadece "yıldızlara" değil, egoları yöneten, kültürü koruyan bu "terzi ruhlu" çalışanlara ne kadar ihtiyacımız olduğunu hatırlatıyor. 

Çünkü ona göre takım; bedenlerin değil, fikirlerin, ideallerin ve etik değerlerin bir araya gelmesiyle oluşur.

Liderlikte Hata Ve Yanlış Ayrımı

Azim ve Kararlılık: ODTÜ’nün Kapısından Girmek

Bugün efsane olarak anılan Çetin Yılmaz’ın hikayesi, aslında büyük bir "reddedilişle" başlar. 

15 yaşında ODTÜ altyapı seçmelerine katılır ve listeye giremez. Ancak o gün eve dönmek yerine, ertesi gün tekrar antrenmana gider. 

Koç onu tribüne gönderir, o ertesi gün yine gelir. Tam 6 ay boyunca!

Bu süre zarfında takımın malzemelerini taşır, sularını hazırlar, paspas yapar ama o salondan çıkmaz. 

Ve bir gün, karlı bir Ankara sabahında takımdan bir kişi eksik gelince, antrenöre "Ben varım, 10 kişiyiz" der ve sahaya girer. Bir daha da o sahadan çıkmaz.

Bu hikaye, Yılmaz’ın hayat felsefesinin temelini oluşturur: "İmkansız ile mümkün arasındaki çizgi, kararlılıktır." 

Gençlere ve kariyerinin başındakilere verdiği mesaj nettir: Yetenek sizi bir yere kadar getirir, ancak sizi hedefe ulaştıran şey, kapıdan kovulsanız bacadan girecek kadar işinize duyduğunuz tutku ve kararlılıktır.

Başarı Felsefesi: "Değerli Olmayı Seçin"

İş dünyası ve spor camiası "Başarı" kavramına takıntılıdır. Ancak Çetin Yılmaz, bu kavramı yapıbozuma uğratır ve çok daha derin bir hedef koyar: "Başarılı olmayı değil, değerli olmayı hedefleyin."

Yılmaz’a göre başarı, sadece sizin çabanıza bağlı değildir. Bütçe, rakiplerin durumu, şans, hakem kararları, konjonktür gibi "dış dinamikler" başarının %50'sinden fazlasını belirler. 

Her şeyi doğru yapsanız da şampiyon olamayabilirsiniz.

Ancak "Değerli İnsan" olmak; dürüst, adil, çalışkan, güvenilir ve donanımlı olmak %100 sizin elinizdedir. 

"Benim evimde kupa veya madalya göremezsiniz" diyor Yılmaz, "Benim madalyam, yetiştirdiğim oyuncuların iyi birer baba, dürüst birer vatandaş ve vefalı birer dost olmasıdır."

Liderlikte Hata ve Yanlış Ayrımı

Bir lider ekibinin hatalarına nasıl tepki vermeli? Çetin Yılmaz, mentoru İbrahim Ortaç'tan aldığı ve kariyeri boyunca uyguladığı kritik bir ayrımı paylaşıyor: Hata vs. Yanlış.

  • Hata: Doğruyu yapmaya çalışırken, yetenek yetmediği veya şartlar oluşmadığı için ortaya çıkan istenmeyen sonuçtur.
    (Örn: Boş turnikeyi kaçırmak veya iyi hazırlanmış bir sunumda heyecanlanıp takılmak). Hata yapan oyuncu/çalışan asla azarlanmaz, aksine cesaretlendirilir ve desteklenir.

  • Yanlış: Bilerek, disiplinsizce, umursamazca veya ortak akla/taktiğe uymayarak yapılan eylemdir.

    (Örn: Pas vermesi gerekirken şov yapmak için zorlama şut atmak veya iş güvenliği kuralını ihlal etmek). Bu kabul edilemez ve liderin müdahalesini gerektirir.

Bir Dakikada Geri Bildirim

Yılmaz, bir dakikalık mola süresinde oyuncuya hem hatasını söyleyip hem taktik verip hem de motive etmenin sırrını ise tek bir kelimeyle açıklıyor: Güven. 

"Eğer oyuncun senin bilgine, adaletine ve niyetine (etiğine) güveniyorsa, ona ne kadar sert veya kısa konuştuğunun önemi yoktur; o mesajı alır. Güven yoksa, sabaha kadar nazikçe konuş, o mesaj duvara çarpar."

Hayatın İçinden: Dostluk ve Vefa

Sohbetin en duygusal anları, Çetin Yılmaz'ın kariyerindeki yol ayrımlarını anlattığı bölümlerdi. 

ODTÜ mezunu genç bir sosyolog olarak Birleşmiş Milletler'de (UNDP) dolarla maaş aldığı, diplomatik pasaport taşıdığı ve yurt dışı görevine hazırlandığı parlak bir dönemde; sırf yakın dostu Osman Erverdi’ye "Birlikte başaracağız" sözünü verdiği için her şeyi bırakıp Çukurova takımına gitmesi...

Bu, "rasyonel" kariyer planlamasına aykırı görünebilir. Ancak Yılmaz için vefa, dostluk ve adanmışlık, kariyerden önce gelir. 

Osman Erverdi’nin trajik bir kazada hayatını kaybetmesinden sonra bile onun hayalini yaşatması ve kazandığı ilk şampiyonluğu gökyüzüne bakarak ona armağan etmesi, liderliğin sadece strateji değil, aynı zamanda bir "kalp işi" olduğunu hatırlatıyor.

Sonuç: Antrenörün ve Çevrenin Etkisi

Sohbet, Çetin Yılmaz'ın ebeveynlere ve gençlere verdiği altın değerinde bir tavsiyeyle sonlanıyor: "12-16 yaş arası bir çocuğun karakterini şekillendiren birincil faktör; eğer spor yapıyorsa antrenörüdür, yapmıyorsa çevresindeki 5 arkadaşıdır."

Esin Kasa ile Çetin Yılmaz'ın bu derinlikli sohbeti; sadece basketbol severler için değil, işini tutkuyla yapan, liderlik yolculuğunda insani değerleri kaybetmeden yürümek isteyen herkes için bir başucu kaynağı niteliğinde.

Eğer siz de "başarılı" olmanın ötesine geçip "değerli" olmanın sırlarını keşfetmek ve gerçek bir takımın anatomisini efsanevi bir koçtan dinlemek istiyorsanız, "Kuliste Buluşalım"ın bu bölümünü mutlaka izleyin.

Çetin Yılmaz'ın liderlik vizyonunu ve takım olma kültürünü kurumunuza taşımak için Speaker Agency ile iletişime geçin.

Esin Kasa ile Kuliste Buluşalım: Çetin Yılmaz Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

  1. "Kuliste Buluşalım" nedir?
    "Kuliste Buluşalım", Esin Kasa'nın moderatörlüğünde, iş ve sanat dünyasının ilham veren isimlerinin sahne arkasındaki hikayelerini ve yaşam felsefelerini konu alan Speaker Agency'nin video-cast serisidir.
  2. Çetin Yılmaz kimdir?
    Çetin Yılmaz, Türk basketbolunun efsanei antrenörlerinden biridir. Ülker, Fenerbahçe, Anadolu Efes ve A Milli Takım gibi üst düzey takımları çalıştırmış, şampiyonluklar kazanmıştır. Aynı zamanda ODTÜ Sosyoloji mezunu bir eğitmen ve konuşmacıdır.
  3. Çetin Yılmaz'ın "Takım Olmak" anlayışı nasıldır?
    Ona göre takım, sadece aynı formayı giyen bedenlerin bir araya gelmesi değildir. Takım; fikirlerin, ideallerin, etik değerlerin ve hedeflerin birleşmesiyle oluşur. Zor zamanlarda birbirine kenetlenenler gerçek takımdır.
  4. "Hata" ve "Yanlış" arasındaki fark nedir?
    Çetin Yılmaz'a göre "Hata", doğruyu yapmaya çalışırken elde olmayan sebeplerle (şanssızlık, yetenek sınırı vb.) gerçekleşen sonuçtur ve hoş görülmelidir. "Yanlış" ise disiplinsizlik, umursamazlık veya plana uymamaktan kaynaklanır ve kabul edilemez.
  5. Çetin Yılmaz'ın "Değerli İnsan" felsefesi nedir?
    Başarının dış faktörlere de bağlı olduğunu, ancak "değerli insan" olmanın (dürüst, adil, bilgili, güvenilir) tamamen kişinin kendi elinde olduğunu savunur. Gençlere başarılı olmaktan önce değerli olmayı hedeflemelerini öğütler.
  6. Tuborg takımı hikayesi neyi anlatıyor?
    Küme düşmekte olan ve birbirini tanımayan oyunculardan kurulu bir takımı, radikal bir yüzleşme ve "terzi oyuncu" (birleştirici lider) transferiyle nasıl play-off oynayan bir takıma dönüştürdüğünü anlatan, kriz yönetimi ve liderlik üzerine bir vaka analizidir.
  7. Çetin Yılmaz neden Birleşmiş Milletler (UNDP) kariyerini bıraktı?
    Çok parlak bir diplomatik kariyer fırsatı varken, yakın dostu ve meslektaşı Osman Erverdi'ye verdiği sözü tutmak ve onunla birlikte çalışmak için istifa ederek basketbol antrenörlüğüne dönmüştür. Bu, onun dostluğa ve vefaya verdiği önemi gösterir.
  8. ODTÜ basketbol takımına nasıl girdi?
    Seçmeleri kazanamamasına rağmen, 6 ay boyunca her gün antrenmanlara gidip kenarda bekleyerek, malzeme taşıyarak ve vazgeçmeyerek sonunda takıma dahil olmayı başarmıştır. Bu hikaye, kararlılığın gücünü simgeler.
  9. "Motivasyon Döngüsü" nedir?
    Çetin Yılmaz'a göre başarı; dürüstlükle başlayan, öz saygı, özeleştiri, araştırma, gelişme, farkındalık, revizyon, uygulama ve süreklilikle tamamlanan bir döngünün sonucudur.
  10. Çetin Yılmaz gençlere ve liderlere ne tavsiye ediyor?
    Profesyonel hedeflerine mutlaka "amatör ruhlu" tutkular eklemelerini, çok çalışmalarını, dürüst olmalarını ve başarısızlıktan korkmayıp onu bir öğrenme aracı olarak görmelerini tavsiye ediyor.