HAKKIMIZDA INFLUENCER BLOG İLETİŞİM

Depremin Psikolojik Etkileri

6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli olarak gerçekleşen depremde birçok ilimiz çok derinden etkilemiş ve tüm Türkiye, psikolojik anlamda bu sürecin olumsuz etkilerine maruz kalmıştır.

Psikoloji
  • Yayınlanma Tarihi: 23 Şubat 2023
  • Güncelleme Tarihi: 02 Mart 2024
  • Yazan: Beyhan Budak
690X460 Beyhan Budak

Depremin yarattığı olumsuz etkiler neticesinde birçok insanın sıklıkla yaşadığı bazı psikolojik belirtilerden bahsetmek istiyorum: ‘Akut Stres Tepkisi’ 

Akut stres tepkisi olarak adlandırabileceğimiz ve özellikle bu dönemde en sık karşılaştığımız belirti; her an deprem oluyormuş veya olacakmış hissinin yaşanması. Örneğin, evde avizeye bakıldığı zaman avizenin sallanıyormuş gibi gelmesi ve masa vb. eşyaların titrediğinin zannedilmesi bu belirtilere örnek verilebilir.. Bahsettiğim bu yanılsamaların, akut stres tepkileri arasında en yaygın rastladığımız örneklerden birkaç tanesi olduğunu söylemek mümkündür. 

Çoğu insan bu dönemde hem psikolojik hem de fiziksel anlamda huzursuz hissedebilir ve her an kötü bir şey olacakmış hissiyatı ruhu bir yerden kemirebilir. Bazı insanlar uykuya dalmakta zorlanabilir, bazıları ise fazlasıyla tedirgin uyuduğu için defalarca uyanıp tekrar uyumakta zorluklar yaşayabilir. Bu etkilerin bir yansıması olarak uyku yapısının ve kalitesinin olumsuz etkilenmesi nedeniyle gün içerisinde yorgun ve halsiz hissedilebilir. 

Bu belirtilere ek olarak kişilerin yemek düzeni de bu süreçte olumsuz etkilenebilir. Bazı insanlar yeme-içmeden kesilebilir, bazı kişilerde ise duygusal yeme-içme durumu ortaya çıkabilir veya tetiklenebilir.

Yeme içme ve uyku problemlerinin yanı sıra televizyon veya sosyal medya aracılığıyla depreme dair görüntüler sürekli olarak göz önüne gelebilir ve her an sanki deprem anı yaşanıyormuş gibi hissedilebilir. 

Çoğu zaman insanların yaşadığı zorlu olaylar karşısında bu zorlayıcı duygulara paralel olarak yoğun duygular içinde olmasını veya bu duyguları göstermesini bekleriz. Bazı insanlarda bu duygular yoğun olarak görülebilirken bazı insanlarda ise depremi hatırlatan ve depreme dair çağrışım yapan şeylerden kaçınma hali görülebilir.  

Bu yoğun duygular çoğu insanda sıklıkla görülse bile bazı insanlar bu durumun tam aksine zorlu olaylardan çok fazla etkilenseler de duyguları dışarı yansıtmazlar. Böyle zamanlarda akut stres tepkisi duygu hissetmeme haline, bir boşluk duygusuna da sebep olabilir. 

Bu hissetmeme hali; kişinin ne neşe, ne üzüntü ne de öfke gibi duyguların hiçbirini hissetmediği, içinde kocaman bir boşlukla yola devam ediyormuş hissiyatı taşıdığı bir durum olarak görülebilir. 

Bu belirtileri yaşayan insanlar kendilerini sıklıkla tedirgin hissediyor olabilirler. Bu tedirgin hissetme hali de oldukça normal ve doğal olmakla birlikte insanların çok büyük bir kısmının yaşadığı duygulardır.  Şunu bilmeliyiz ki bu belirtiler psikolojimizin daha kötüye gitmemesi için bir savunma mekanizması olarak ortaya çıkan tepkilerdir. Burada önemli olan şey şu; bu duygulardan kurtulmaya çalışmadan, belirtilerin yavaş yavaş hayatımızdan azalarak çıkmasını beklemek ve duygularımıza, hissettiklerimize izin vermek. Zamanla daha iyi olacağımızı bilmeli ve kendimize biraz zaman vermeye ihtiyacımız olduğunu hatırlamalıyız.

Akut stres tepkisine ek olarak travma konusu her zaman çok konuştuğumuz konulardan biri fakat travma ile ilgili yanlış bildiğimiz bazı şeyler söz konusu.

Toplumda çok kolayca travmatize olabilecekmişiz veya çok kolayca travma sonrası stres bozukluğu yaşayabilirmişiz gibi yanlış düşünceler var ve durum aslında böyle değil. 

İnsan ve çocuk ruhu çok dayanıklı esnek. Yaşadığımız zorlu olaylara ilk etapta çok yoğun duygusal tepkiler veriyor olsak da olayın yaşandığı andan itibaren insan ruhu kendi kendini onarmaya başlıyor, tıpkı bir yaranın iyileşmesi gibi. Yara yavaş yavaş iyileşiyor, kabuk bağlıyor, sonra o kabuk düşüyor ve nihayetinde de yaşanılan acının yani yaranın büyüklüğüne göre izler kalabiliyor. 

Böyle durumlarda bir izin kalmaması beklenemez ve elbette yaşadığımız şeylerin bir izi, acısı kalacak. Fakat bu noktada bilmeliyiz ki; insan ruhunda izi kalsa da her yaşantı tramvaya dönüşmez. Yaşanılan acılar, üzüntüler bizi dönüştürerek hayatımızda yer almaya devam eder. Burada önemli olan ayrıntı şu ki; acı dolu olaylar sonradan hatırlandığı zaman umursamazlığa veya göz ardı etme gibi bir duruma dönüşmez. Acı dolu hatıralar her zaman zihnimizde bir şekilde yer almaya devam eder. Travma dediğimiz şey ise acı dolu hatıraların, hayatın şu anki akışını olumsuz etkilemesi olarak ayrışır.  

Travma, yaşanan olayların bir şekilde işi, eğitimi sosyal ilişkileri ve hayatın rutin akışında yer bulan birçok şeyi olumsuz etkilemesi olarak karşımıza çıkar. Acı hatıralar ancak bu noktada bir travmaya dönüşmüş denilebilir. 

690X460 Deprem Ve Psikolojik Etkileri 1

Yukarıda da belirttiğim gibi, insanın üst düzeyde bir iyileşme kapasitesi ve becerisi var. Büyük felaketlerden sonra insanlar bir şok aşamasına girer ve dolayısıyla da yoğun duygular yaşayabilirler. Korku, öfke, suçluluk bu dönemde en sık yaşanılan duyguların başında gelir. Böyle zamanlarda kişiler terapi almaya çok müsait değildir çünkü her şey çok üst düzeyde yaşanır. Burada sadece biraz regüle olmaya, sakinleşmeye ihtiyaç vardır. İşte bu noktada hem kendimiz için hem de diğer insanlar için yapabileceğimiz en temel şey ‘Psikolojik İlk Yardım’ dediğimiz konudur.

Psikolojik ilk yardım dediğimiz zaman bu konu, bir terapi yöntemi olarak karşımıza çıkmaz. Terapiden bütünüyle farklı olarak yalnızca temas kurmak, yardımcı olmak ve  fayda sağlamak olarak karşımıza çıktığını belirtebiliriz. Bir diğer ifadeyle; kişinin ihtiyacı olan şeyleri sağlayabilmek çabası olarak tanımlayabiliriz. Bu çaba başkası için; ona nasıl yardımcı olabilirim, onun güvenliğini nasıl sağlayabilirim, derdini nasıl dinleyebilirim veya ona nasıl destek olabilirim gibi soruları kapsarken  kendimiz için ise biraz zaman tanımayı, hissedilen duyguları paylaşmayı, yavaşlamayı ve sakinleşmeyi içerir. Bu da insanın yas sürecini sağlıklı bir şekilde atlatmasına yardımcı olabilir. 

Özetle, psikolojik ilk yardımı ilk etapta kişilerin fiziksel ihtiyaçlarının ve güven ihtiyacının karşılanması, destek sağlanması ikinci etapta da temas edebilmek, dinlemek ve eşlik edebilmek olarak sıralayabiliriz. İnsanlara eşlik etmek ve duygularını paylaşabilecek bir ortam sağlamak yapabileceğimiz en anlamlı şeyler olarak ifade edilebilir.  

Bunlara ek olarak; böyle zamanlara dair önemli bir ayrıntı paylaşmak istiyorum: Psikolojik ilk yardım dediğimizde diğerlerinin acısını ortadan kaldırmak gibi bir görev söz konusu değildir. Bu yardım yalnızca yaşanan bir kaybın ardından yaşanılan acıya eşlik etmeyi, üzüntüyü paylaşmayı kapsar.

Hepinize sağlıklı günler dilerim. 

Send Plane iletişime geçin
İletişime geçin
Formunuz başarıyla gönderilmiştir.