Sosyal medyada etki alanı yüksek ve kendi alanında fikir lideri konuşmacılar ile markaları dijital proje iş birlikleri ve marka elçilikleri kapsamında bir araya getirerek markaların iş sonuçlarına katkı sağlayan projeler geliştiriyoruz.
Kolektif House Levent’te düzenlenen Speaker Agency Inspire & Impact etkinliğinin ilk bölümünde, Yüce Zerey ile yapay zekanın baş döndürücü hızını, Esin Kasa ile kurumsal dünyanın yeni "Bilgelik Mimarisi"ni konuşmuştuk.
Teknoloji, veri ve strateji masadaydı. Ancak Speaker Agency’nin "Yeni Dünyası"nda biliyoruz ki, en gelişmiş algoritma bile insan ruhunun karmaşıklığını, bir hikayenin yarattığı aidiyeti veya bir liderin içsel motivasyonunu taklit edemez.
Etkinliğin ikinci bölümünde ibre, teknolojiden tamamen "insana", "kültüre" ve "toplumsal dokuya" döndü.
Sahne, Türkiye’nin en güçlü üç düşünce liderini; demografik dönüşümün stratejisti Evrim Kuran’ı, eğitim ve başarı psikolojisinin ezber bozan ismi Doç. Dr. Özgür Bolat’ı ve kelimelerin büyücüsü Şermin Yaşar’ı ağırladı.
Üç konuşmacı da, farklı disiplinlerden yola çıkarak aslında iş dünyasının şu an en çok ihtiyaç duyduğu o kadim soruya yanıt aradı: "Biz kimiz ve nereye gidiyoruz?"
Evrim Kuran, yaşlanan nüfus ve değişen kariyer algısıyla yüzleşmemizi sağlarken; Özgür Bolat, liderlik koltuğunda oturanların çocukluk yaralarını ve motivasyon kaynaklarını masaya yatırdı.
Şermin Yaşar ise unuttuğumuz kelimeler ve hikayeler üzerinden, bir kurumda "bağ kurmanın" ve "teşekkür etmenin" ne demek olduğunu hatırlattı.
Bu yazı, sadece bir etkinlik özeti değil; değişen demografik yapıda köklerimizden kopmadan ve içsel motivasyonla nasıl bir liderlik inşa edeceğimize dair stratejik bir manifestodur.
Evrim Kuran ile Demografik Devrim: "Sadece Gençleri Konuşmayı Bırakın"
Türkiye iş dünyasında "gençlik araştırmacısı" denildiğinde akla gelen ilk isim olan Evrim Kuran, sahneye çıktığında izleyicileri şaşırtan, hatta sarsan bir çağrıyla konuşmasına başladı: "Artık lütfen sadece gençleri konuşmayalım. Çünkü bu bir demografik devrim ve Türkiye yaşlanıyor."
Yıllardır Z kuşağını anlamaya çalışan şirketler için bu, ezber bozan bir uyarıydı. Kuran, verilerle konuştu: Türkiye nüfusu 85.6 milyon ve demografik yapı artık bildiğimiz o üçgen piramit değil, bir "gökdelene" dönüşüyor. Taban daralıyor, tavan genişliyor. İnsan ömrü uzarken, şirketlerin ömrü kısalıyor.
Bu tablonun liderler için stratejik anlamı çok derin:
Yetişkinler Maliyet Değildir: 50 yaş üstü çalışanları bir "maliyet kalemi" veya "yönetilmesi gereken bir yük" olarak görmek, kurumsal intihardır. Kuran’ın dediği gibi: "Ben bir maliyet değilim, değer yaratacak bir bireyim. Çünkü eskinin en iyisini biliyorum ve bunu aktaracak kaynaklara sahibim." Şirketler, gençleşme sevdasıyla kurumsal hafızayı kapı dışarı etmemeli.
Beceri Kaybı ve Reskilling: Teknoloji hunharca gelişirken, her sabah "Bugün hangi becerimi kaybettim?" sorusuyla uyanıyoruz. Bu nedenle, 2026 gündemindeki "Yeniden Beceri Kazanımı" (Reskilling) sadece gençler için değil, asıl olarak orta ve ileri yaş grubu için hayati bir ihtiyaçtır.
Kuran, kurumsal eğitimlerin sadece gençlere odaklanmasını eleştirerek,Speaker Agency Webinar Serileri'ndeki "Ignite" ve "Impact" gibi her seviyeye hitap eden sürekli gelişim modellerinin önemini vurguladı.
"Kariyer Bir Merdiven Değil, Bir Yumaktır" Kuran’ın liderlik paradigmasına getirdiği en güçlü metaforlardan biri buydu. Artık kariyer, düz bir çizgide yukarı tırmanılan bir merdiven değil. Bazen düğümlenen, bazen yana açılan, bazen geri sarılan karmaşık bir "yumak".
Yeni nesil liderin görevi, bu yumağı çözmektir. Lider, bir "içerik küratörü" ve "rol tasarımcısı" olmalıdır. Çünkü yeni kuşak ve değişen iş gücü, lidere artık maaş sormuyor; çok daha zor bir soru soruyor: "Bizi buraya neden çağırdınız?"
Bu soruya sadece "kâr etmek için" cevabını veren şirketler, anlam arayışındaki yetenekleri kaybedecek. Cevap, anlam ve fayda odaklı bir "Anlam Mimarlığı" gerektiriyor.
Özgür Bolat ile Liderliğin Psikolojisi: Dış Kaynaklı Başarıdan İç Kaynaklı Huzura
Demografik yapı değişirken, o yapıyı yönetecek liderlerin psikolojisi ne durumda?
Övgü, Ödül ve Ceza Sarmalı Bolat, izleyicilere "Küçükken kimlere küsüldü? Kimlere 'yemeğini yemezsen üzülürüm' denildi?" diye sordu.
Bu masum görünen ebeveyn tutumları (duygu sömürüsü, küsme), çocukta şu mesajı yaratıyor: "Senin duygun önemsiz, önemli olan benim duygum. Benim istediğimi yaparsan sevilirsin."
Daha da çarpıcı olanı "Övgü Tuzağı" analiziydi. Araştırmalara göre, yetişkinler "dezavantajlı gördükleri" (daha az zeki, daha fakir, daha özgüvensiz) çocukları "gaz vermek" için daha çok övüyorlar.
Çocuk bunu seziyor ve övgüyü bir "düşük beceri mesajı" olarak alıyor. Sürekli övülen çocuk, yetişkinliğinde sürekli onay bekleyen, eleştiriye kapalı bir yöneticiye dönüşüyor.
İç Kaynaklı vs. Dış Kaynaklı Lider Bolat, iş dünyasını iki insan tipine ayırdı:
Dış Kaynaklılar: Mutluluğu para, statü, unvan ve başarıda arayanlar. Türkiye 56.sı olduğunda bile babasından "Olsun canın sağ olsun" (yani yetmez) mesajını alan, sürekli kendini ispatlamaya çalışan kaygılı profiller.
İç Kaynaklılar: Değerler ve anlam odaklı, mutluluğu dışarıdan değil, kendi içinden ve yaptığı katkıdan üretenler.
Liderlik Paradoksu: Kim Yönetmeli? Şirketlerdeki en büyük stratejik hata şudur: "Başarı ihtiyacı" yüksek olan (sürekli kazanmak isteyen dış kaynaklı) kişiler yönetici yapılır.
Oysa bu kişiler, takımı değil kendilerini parlatmak isterler. Gerçek liderler, "Güç ihtiyacını anlam yaratmak için kullanan" (İç kaynaklı) kişiler olmalıdır. Shakespeare gibi; hem öncü hem lider.
Şermin Yaşar ile Kültürel Hafıza: "Biz Birer Halkayız"
Günün en duygusal ve birleştirici oturumu, kelimelerin büyücüsü Şermin Yaşar ile gerçekleşti.
Yaşar, sahneye iş dünyası jargonlarıyla değil, binlerce yıllık bir hikaye anlatıcısı edasıyla çıktı ve liderlere unuttukları bir kimliği hatırlattı: "Hepimiz birer halkayız. Ben bu zincirin kopan halkası olmak istemiyorum."
Günlük koşturmaca içinde müdür, yönetici, çalışan sıfatlarına sıkışmış olsak da, aslında görünmez bir kültürel zincirin parçasıyız. Yaşar, bu bağı "kelimelerin arkeolojisini" yaparak kurdu.
Konak, Komşu, Konuşmak At sırtındaki atalarımızın hızlı ve tek heceli emirlerinden (Al, Ver, Vur), yerleşik hayata geçince türeyen kelimelere uzanan bir yolculuk... "Konduğumuz yere 'Konak' dedik. Yanımıza konana 'Komşu' dedik. Komşuya gidince de 'Konuştuk'." Bugün plazalarda yan masadaki arkadaşımızla e-posta ile haberleşirken, "komşuyla konuşmayı" unuttuğumuz için aslında kültürel zinciri koparıyoruz.
İletişim, sadece bilgi aktarmak değil, bir "bağ kurma" ritüelidir.
Tokat Yarım Elmalısı ve Sessiz Liderlik Yaşar’ın anlattığı Tokat Yazmaları hikayesi, modern liderlik için muazzam bir "Empati ve İncelik" dersiydi. Tokat’ta "Yarım Elmalı" desenli bir yazma, kapıya bırakıldığında, o evdeki gelinin annesinin olmadığını, öksüz olduğunu anlatırdı. Kimse "Ah yazık" diye bağırmaz, incitmeden o gelinin çeyizi "yarım elma gönül alma" diyerek tüm mahallece tamamlanırdı.
Sözsüz, gürültüsüz, rencide etmeyen bir dayanışma... Modern iş dünyasında bir liderin, çalışanının derdini "bağırmadan" anlayabilmesi, ona destek olurken onurunu koruyabilmesi bu kadim bilgelikte saklı.
Paraların Üzerindeki "Teşekkür" Cumhuriyetin ilk paralarının üzerindeki görseller, sadece estetik değil, bir "Liderlik Teşekkürü" idi.
5 Lira üzerinde: Bir köylü (Çünkü savaşı onlarla kazandık).
Arkasında: Başbakanlık binası (Mesaj: "Seni görüyorum ve arkandayım").
Sivaslı birinin eline aldığı paranın iki yüzünde de Sivas’tan bir simge olması... Liderlik, paydaşına "Seni görüyorum" demektir.
Bugünün şirketleri, çalışanlarına bu "görülme" hissini veriyor mu?
Sonuç: Üç Farklı Ses, Tek Bir Hakikat
Inspire & Impact etkinliğinin 2. bölümü, iş dünyasının "insan" boyutunu bütünsel bir tabloyla ortaya koydu.
Evrim Kuran gösterdi ki; demografik yapımız değişiyor, "sadece gençleri" değil, "insanı" merkeze alan, kariyer yumaklarını çözen Kapsayıcı Liderlere ihtiyacımız var.
Özgür Bolat gösterdi ki; dışsal ödüller ve unvanlar tatmin etmiyor, İçsel Motivasyonu ve "anlamı" ateşleyen, kendiyle barışık Bilge Liderlere ihtiyacımız var.
Şermin Yaşar gösterdi ki; köklerimizden gelen nezaket, empati ve dayanışma kültürü eski değil, geleceği kuracak en sağlam harç. Zinciri koparmayan Kültürel Liderlere ihtiyacımız var.
2026'da teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, çözüm yine insanın kendi içinde, geçmişinde ve değerlerinde saklı.
Kurumunuzda kuşaklar arası köprüler kurmak, içsel motivasyonu yüksek liderler yetiştirmek ve kültürel bağları güçlendirmek için, bu vizyoner isimleri ve daha fazlasını Speaker Agency rehberliğinde sahnenize taşıyın.
Gelecek, insanı anlayanlarındır.
Not: Inspire & Impact Aralık etkinliğinin diğer vizyoner konuşmacıları Emre Alkin + Emre Başkan + Ferhat Aydın ve daha fazlası ile buluşacağımız 3. bölüm yazımıza aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.
3. Bölüm yazısı: https://www.speakeragency.com.tr/blog/bolum-3-inspire-impact-ile-ekonomi-kultur-ve-insan-emre-alkin-emre-baskan-ve-ferhat-aydinin-gelecek-perspektifi
Inspire & Impact Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Evrim Kuran neden "Sadece gençleri konuşmayı bırakın" çağrısı yapıyor? Çünkü dünya ve Türkiye nüfusu hızla yaşlanıyor ve "demografik gökdelenleşme" yaşanıyor. İnsan ömrü uzarken, şirketlerin sadece genç yeteneklere odaklanmak yerine, 50 yaş üstü deneyimli çalışanların "yeniden beceri kazanımına" (reskilling) ve onların kurumsal hafızasından yararlanmaya odaklanması stratejik bir zorunluluk haline geliyor.
"Kariyer bir merdiven değil, bir yumaktır" ne demek? Evrim Kuran'a göre, kariyer artık düz, yukarı doğru giden ve sonu belli lineer bir yol (merdiven) değildir. Karmaşık, inişli çıkışlı, bazen düğümlenen, yatay geçişlerin olduğu, esneklik ve sürekli öğrenmeyi gerektiren, çok boyutlu ve kişisel bir süreçtir (yumak).
"Bizi buraya neden çağırdınız?" sorusu liderler için ne ifade ediyor? Bu soru, özellikle yeni nesil çalışanların "anlam" arayışını temsil eder. Çalışanlar artık sadece bir görevi yerine getirmek için değil, bir amaca hizmet etmek için oradadırlar. Liderlerin, kurumun varlık nedenini ve çalışanın bu resimdeki yerini anlamlı bir hikayeyle anlatması gerekir (Anlam Mimarlığı).
Özgür Bolat'a göre "Dış Kaynaklı Mutluluk" neden sürdürülemez? Dış kaynaklı mutluluk (para, statü, başarı, başkalarının onayı), kişinin kontrolünde olmayan faktörlere bağlıdır. Bu hedeflere ulaşılsa bile tatmin duygusu geçicidir; kişi sürekli bir sonraki hedef için kaygı içinde yaşar ve dışarıdan beslenemediğinde tükenir. Sürdürülebilir olan, değerlere dayalı iç kaynaklı mutluluktur.
"Liderliğin Görünmez Kalıpları" nedir? Özgür Bolat'a göre, bir yöneticinin liderlik tarzı (otoriter, mikroyönetimci, kaçıngan, aşırı onay arayan vb.), aslında çocukluğunda ebeveynleriyle kurduğu ilişkiden, aldığı "değersizlik" veya "koşullu sevgi" mesajlarından şekillenir. Bu bilinçdışı kalıpları fark etmeden gerçek bir liderlik dönüşümü sağlanamaz.
Şermin Yaşar'ın "Zincirin kopan halkası olmamak" sözü iş dünyası için ne anlama gelir? Bu, kurumsal hafızaya ve kültüre sahip çıkmak demektir. Sadece bugünün kısa vadeli hedeflerine koşan değil; geçmişten gelen değerleri, etik kodları ve insani mirası koruyup geleceğe ve yeni çalışanlara aktaran bir "köprü" olma sorumluluğudur.
"Tokat Yarım Elmalısı" hikayesinden liderler ne öğrenebilir? Bu hikaye, sessiz ve incelikli iletişimin gücünü gösterir. İyi bir lider, çalışanın ihtiyacını o dile getirmeden (kapıdaki yazma gibi) anlayabilen, onu rencide etmeden destek olan ve takımı dayanışma içinde tutan kişidir.
Özgür Bolat'a göre kimler yönetici yapılmalıdır? Genellikle yapılan hata, bireysel "başarı ihtiyacı" yüksek olan (en iyi satışçı, en iyi mühendis) kişilerin yönetici yapılmasıdır. Oysa bu kişiler genellikle "dış kaynaklı"dır. Yönetici olması gerekenler, "güç ihtiyacını anlam yaratmak ve başkalarına fayda sağlamak için kullanmak isteyen" (iç kaynaklı) kişilerdir.
Şermin Yaşar'ın "Konak - Komşu - Konuşmak" analizi neyi vurguluyor? İletişimin kökeninin "mekansal yakınlık" ve "bir arada yaşama" olduğunu vurgular. Modern ofislerde veya uzaktan çalışma düzeninde fiziksel yakınlık olsa bile "konuşmayı" (gerçek bağ kurmayı) unuttuğumuzda, topluluk (komşuluk) olma vasfımızı yitiririz.
Inspire & Impact etkinliğinin 3. bölümünde neler olacak? Serinin final bölümünde; ekonomi ve gelecek öngörüleriyle Prof. Dr. Emre Alkin, liderlik ve koçluk dünyasının stratejik ismi Emre Başkan ve insan psikolojisine dair tespitleriyle Ferhat Aydın sahnede olacak.