Sosyal medyada etki alanı yüksek ve kendi alanında fikir lideri konuşmacılar ile markaları dijital proje iş birlikleri ve marka elçilikleri kapsamında bir araya getirerek markaların iş sonuçlarına katkı sağlayan projeler geliştiriyoruz.
Bölüm 3 Inspire Impact ile Ekonomi Kültür ve İnsan Emre Alkin Emre Başkan ve Ferhat Aydının Gelecek Perspektifi
Bölüm 3" Inspire & Impact ile Ekonomi, Kültür ve İnsan: Emre Alkin, Emre Başkan ve Ferhat Aydın’ın Gelecek Perspektifi
2026'ya girerken ekonomi, kurumsal kültür ve insan psikolojisi nasıl şekillenecek? Emre Alkin'in fütüristik öngörüleri, Emre Başkan'ın mutluluk verileri ve Ferhat Aydın'ın kaygı yönetimi teknikleriyle Inspire & Impact finalini keşfedin.
Inspire & Impact ile Ekonomi, Kültür ve İnsan: Emre Alkin, Emre Başkan ve Ferhat Aydın’ın Gelecek Perspektifi
Kolektif House Levent'te gerçekleşen ve iş dünyasının nabzını tutan Speaker Agency Inspire & Impact etkinliğinde sona geldik.
Serinin ilk bölümünde teknolojinin baş döndürücü hızını ve yeni ürün mimarimizi konuştuk.
İkinci bölümünde demografik devrimi ve kültürel hafızayı hatırladık. Ve şimdi, bu devasa dönüşüm tablosunu tamamlayan "büyük final"deyiz.
Üçüncü ve son bölümde, sahne ışıkları iş dünyasının üç farklı ama birbirini tamamlayan boyutunu aydınlattı: Dış Dünya (Makroekonomi ve Trendler), Kurumsal Dünya (Takım Dinamikleri ve Kültür) ve İç Dünya (İnsan Psikolojisi ve Duygular).
Speaker Agency’nin "Yeni Dünyası"nda biz, sorunların tek boyutlu olmadığına, dolayısıyla çözümlerin de tek boyutlu olamayacağına inanıyoruz.
Sadece ekonomiyi takip etmek yetmez; o ekonomiyi yöneten insanın ruhunu da anlamak gerekir. Sadece teknoloji yatırımı yapmak yetmez; o teknolojiyi kullanacak ekiplerin güvenliğini de sağlamak şarttır.
Bu bağlamda sahneye çıkan üç vizyoner isim, belirsizliklerle dolu bir dünyada "dengeyi bulmak ve rotayı çizmek" için kritik koordinatları verdi. Prof. Dr. Emre Alkin, yapay zeka ve enerji denklemi üzerinden 2026 ekonomisinin kodlarını çözdü.
Emre Başkan, veriye dayalı içgörüleriyle kurumların mutluluk ve motivasyon haritasını çıkardı.
Psikolog Ferhat Aydın ise modern insanın en büyük sınavı olan "kaygı" ve "duygu yönetimi" konusunda liderlere ayna tuttu.
Bu yazı, sadece bir etkinlik özeti değil; 2026 ve ötesine hazırlanan liderler için strateji, kültür ve psikoloji üçgeninde çizilmiş bir yol haritasıdır.
Emre Alkin ile Gelecek Vizyonu: "Doğru ve Gerçek Arasındaki Kırmızı Çizgi"
Sahnenin ilk konuğu, karmaşık ekonomik verileri herkesin anlayacağı bir hikayeye dönüştürme ustalığıyla tanınan Prof. Dr. Emre Alkin'di.
Konuşması, sadece ekonomik göstergelerle sınırlı kalmadı; bilgi felsefesinden enerji krizine, yapay zekadan Cumhuriyet'in kurucu değerlerine uzanan geniş bir ufuk turuydu.
Bilgi ve Dezenformasyon: Liderin Yeni Sınavı Alkin, Yuval Noah Harari'nin son eseri "Nexus"a atıfta bulunarak, günümüz liderleri için hayati bir uyarıda bulundu: "Bilgi birleştiricidir, ancak bilginin birleştirici olması için doğru olmasına gerek yoktur." Tarih boyunca kitleler, yanlış bilgiler etrafında da birleşmiştir. Alkin, bu noktada liderlerin "Doğru" ile "Gerçek" arasına kalın, kıpkırmızı bir çizgi çekmesi gerektiğini vurguladı.
yüzyılın en büyük riski enflasyon veya durgunluk değil, yanlış bilgi ve dezenformasyondur.
Bir liderin veriye bakarken "görmek istemediği ayrıntıyı denklemden çıkarması", anlamlı matematik değil, kendini kandırmaktır.
Yapay Zeka ve Yatırımın Yeni Adresi: Veri Merkezleri 2026 ve sonrası için yatırım rotasını çizen Alkin, gayrimenkul yatırımcılarını şaşırtacak bir tespitte bulundu: "Veri merkezi yatırımı, gayrimenkul yatırımından daha fazla para kazandırıyor."
Tekstil fabrikasını kapatmayı düşünen bir sanayiciye "Git veri merkezi yap" tavsiyesinde bulunması, ekonominin fiziksel üretimden dijital altyapıya nasıl kaydığının en somut göstergesiydi. 1945'te John von Neumann bilgisayar kapasitesini tahmin etmeye çalışırken bugünü hayal bile edemezdi.
Bugün o sınırın 100.000 katına çıkmış durumdayız. 10 mega trendden biri olan "İnsan ve Yapay Zekanın birlikte karar aldığı dünya", artık bilim kurgu değil, yönetim kurullarının gerçeğidir.
2050 Enerji Denklemi ve Çin Alkin, teknolojiyi konuşurken onun "yakıtını" da unutmadı. Yapay zeka ve dijitalleşme muazzam bir enerji tüketimi anlamına geliyor.
2050'ye kadar dünyanın 1.5 milyar kW/saat ekstra enerjiye ihtiyacı olacağını belirtti. Bu denklemde Çin'in durdurulamaz yükselişi ve enerji konusundaki agresif politikaları, her stratejistin radarında olması gereken bir "makro risk ve fırsat" alanı.
Özgür İrade ve Menfaat Ekonomisi Konuşmanın en çarpıcı anlarından biri, Alkin'in "Türkiye Cumhuriyeti nedir?" sorusuna verdiği yanıttı: "Kadın ve erkeğin eşit haklarla medeniyete yürüdüğü, demokrasinin içine özgür iradenin derç edildiği ilelebet payidar kalacak bir projedir." Bu tanım, 1923 İktisat Kongresi'ne ve "Menfaat Ekonomisi"ne (bireysel çıkarın rekabeti, rekabetin kaliteyi getirdiği sistem) bir selam duruşuydu.
Alkin, John Stuart Mill'in "Servility" (Yaranma Duygusu) kavramını hatırlatarak liderlere seslendi: "Yaranma duygusuyla iş yaparsanız pozitif sonuç alamazsınız. Liberalizm, özgür iradeye saygı duymaktır. Liderin görevi, bu özgür iradeyi tabandan tavana yaymaktır."
Emre Başkan ile Kurumsal Mutluluk: "Konfor Alanı mı, Esaret Alanı mı?"
Mikrofon makroekonomiden kurumların "mikro-iklimine" geçtiğinde, sahneyi Azor Brand & People Solutions Kurucusu Emre Başkan devraldı.
8 yıldır Harvard Business Review Türkiye ile birlikte yürüttükleri "Türkiye İş Dünyası Konfor Alanı Araştırması", kurumların iç dünyasına dair sarsıcı veriler sundu.
Konfor Alanı Yanılgısı Başkan, "Konfor Alanı" kavramını yeniden tanımladı. Genellikle "rahatlık, tembellik, keyif" ile ilişkilendirilen bu alanın, aslında bir "Aşinalık Alanı" olduğunu belirtti.
İnsan zihni, negatife de (toksik bir yöneticiye, dedikodu kültürüne, verimsizliğe) alışabilir ve buna "konfor" diyebilir.
Ancak Başkan uyardı: "Mevcudu kurduğumuz yer aslında konfor alanı değil, bir 'Esaret Alanı' olabilir." Gelişimin durduğu yer, esaretin başladığı yerdir.
Liderler Neyi Merak Etmiyor? "İnsan Mars'ı merak ediyor, yapay zekayı merak ediyor ama kendi doğasını, insanın doğasını bir türlü merak etmiyor." Başkan'ın bu tespiti, teknolojiye yatırım yaparken insanı ihmal eden şirketlere bir eleştiriydi.
Çalışan Ne İstiyor? (Güvenli Takımın Matematiği) Başkan, araştırmalardan süzülen "Çalışanı harekete geçiren 3 temel unsuru" paylaştı:
Anlamlı Amaç: Çalışanlar "Lider olmak" gibi şirkete hizmet eden bencil vizyonlar peşinde koşmak istemiyor. "İnsanlığa ne katıyoruz? Ben bu büyük resimde kime fayda sağlıyorum?" sorusunun cevabını arıyorlar.
Güvenli Takım: Başkan burada harika bir "50 Kilo Stres Çuvalı" metaforu kullandı. Tek başınaysanız 50 kilo stres sizi ezer, yıkar. Ama 5 kişilik güvenli bir takımda, o yük kişi başı 10 kiloya düşer ve yönetilebilir hale gelir. Ancak kritik şart şudur: Güven. Eğer güven yoksa (ayağımı kaydırırlar mı korkusu varsa), takımın kendisi zaten stres kaynağıdır.
Cesaretlendirme: "Hata yapabilirsin" demek yetmez; hata yapıldığında liderin nasıl tepki verdiği önemlidir.
Radyal Etkisi ve Yelken Metaforu Atlantik Okyanusu'nu yelkenle geçen bir denizci olarak Başkan, kurumsal dönüşüm için "Radyal Etkisi"ni anlattı.
Uzun bir yolculukta, rotayı sadece 2 derece kırmak, anlık olarak fark edilmese de, varış noktasında yüzlerce kilometrelik (günler süren) bir fark yaratır.
Liderlikte de küçük, istikrarlı ve 2 derecelik değişimler, uzun vadede devasa kültürel dönüşümleri mümkün kılar.
Ferhat Aydın ile Duygu Yönetimi: "Şu An Ne Hissediyorum?"
Etkinliğin kapanış oturumunda Psikolog Ferhat Aydın, iş dünyasının en çok ihmal ettiği ama en çok yönetmeye çalıştığı konuyu, "duyguları ve kaygıyı" masaya yatırdı.
Türkiye'nin En Zor Sorusu Ferhat Aydın, özellikle beyaz yakalı çalışanlara sorulabilecek en zor sorunun şu olduğunu söyledi: "Ne hissediyorsun?" Çünkü entelektüel camia, bu soruya bir "his" ile değil, bir "düşünce" ile cevap vermeye programlanmıştır ("Şöyle olması gerektiğini düşünüyorum...").
Duygusal okuryazarlığın bu denli düşük olduğu bir ortamda, stres ve kaygı yönetimi imkansızlaşır.
Kaygı (Anksiyete) Bir Sinyaldir Aydın, kaygıyı yok edilmesi gereken bir düşman olarak değil, okunması gereken bir "araç ışığı" olarak tanımladı.
Freud ve Virginia Satir'den referansla, modern insanın "bireysel olma ihtiyacı" ile "bir yere ait olma ihtiyacı" arasındaki dengesizliğin kaygıyı doğurduğunu belirtti.
Duygular, kendisinde değil, uçlarda yaşandığında (hiç sinirlenmemek veya her şeye sinirlenmek) bir soruna işaret eder.
"Asıl güç, güçsüzlüğünün farkında olmaktır. 'Kırıldım', 'korktum', 'yapamıyorum' diyebilmektir" sözleriyle, kırılganlığın modern liderlikteki gücüne vurgu yaptı.
Çiftçi ve At Hikayesi: Zamanın Bilgeliği Aydın konuşmasını, Doğu bilgeliğinin en güzel örneklerinden biri olan "Çiftçi ve At" hikayesiyle bitirdi.
Atı kaçan, sonra geri dönen, sonra oğlu attan düşen çiftçinin; köylülerin her olayda "Ne kadar kötü" veya "Ne kadar iyi" demesine verdiği o sakin cevap: "Şu an tek gerçek bu. Gerisi sizin yorumunuz." Bu hikaye, belirsizlik çağında liderler için müthiş bir ders içeriyordu: Olaylara anlık etiketler yapıştırmak yerine, sürecin akışına ve zamanın hakemliğine güvenmek.
Pratik Araç: Kendine 3 Soru Aydın, izleyicilere ceplerine koyup götürecekleri pratik bir reçete de verdi. Günde birkaç kez durup kendimize şu üç soruyu sormak:
Şu an ne hissediyorum? (Duyguya isim koymak).
Neremde hissediyorum? (Beden farkındalığı).
Arzum ne? (İhtiyacı belirlemek).
Sonuç: Üç Vizyoner, Tek Bir Yol Haritası
Inspire & Impact'in bu görkemli finali, parçaları birleştirdi.
Emre Alkin bize makro haritayı çizdi: Yapay zeka ve enerji, yolumuzun üzerindeki en büyük dağlar.
Emre Başkan gemimizin (kurumun) durumunu gösterdi: Mürettebatın (çalışanların) güvene, anlama ve doğru bir rotaya ihtiyacı var.
Ferhat Aydın ise kaptanın (liderin) iç dünyasına ayna tuttu: Fırtınada sakin kalmak için duygularını tanıman ve "şer" gibi görünenin "hayır" olabileceğini bilmen gerekir.
Speaker Agency’nin "Yeni Dünyası" ve "Bilgelik Mimarisi" yaklaşımı, işte bu üç katmanı (Strateji, Kültür, Psikoloji) birbirinden ayırmadan, bütünsel bir çözüm olarak sunar.
2026 stratejinizi belirlerken, makro trendleri, kurum kültürünü ve insan psikolojisini bütünsel olarak ele almak, çalışanlarınızı geleceğe hazırlamak ve "sırada ne var" sorusuna güçlü bir cevap vermek için Speaker Agency'nin uzmanlığıyla tanışın.
Gelecek, bugün, burada şekilleniyor.
Not: Inspire & Impact Aralık etkinliğinin diğer vizyoner konuşmacıları ve daha fazlası ile buluştuğumuz 1. ve 2. bölüm yazılarımıza da aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.
Inspire & Impact ile Ekonomi, Kültür ve İnsan Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Emre Alkin'in "Doğru ve Gerçek arasındaki kırmızı çizgi" sözü ne anlama geliyor? Bilginin "doğru" olması ile "gerçeği" yansıtması arasındaki hayati farka işaret eder. Dezenformasyon çağında, bir bilgi teknik olarak doğru görünse bile (istatistiksel olarak), bağlamından koparıldığında gerçeği çarpıtabilir. Liderlerin bu ayrımı yapabilmesi (medya okuryazarlığı) 21. yüzyılın en kritik yetkinliğidir.
"Veri Merkezi yatırımı gayrimenkulden daha kârlı" tespiti şirketler için ne ifade ediyor? Emre Alkin, fiziksel varlıklara (bina, arsa) yapılan yatırım devrinin kapandığını; geleceğin petrolü olan veriyi işleyen ve saklayan altyapılara (dijital varlıklar, cloud, AI işlemcileri) yatırım yapmanın, yapay zeka çağında en büyük ve stratejik getiri aracı olduğunu vurgular.
"Konfor Alanı" neden bir "Esaret Alanı" olabilir? Emre Başkan'a göre, insan zihni sadece iyiye değil, olumsuz durumlara (toksik kültür, baskıcı yönetim, verimsizlik) da alışabilir ve bunu "aşinalık" nedeniyle güvenli bulabilir. Bu durumda konfor alanı, kişiyi gelişmekten alıkoyan, potansiyelini hapseden tehlikeli bir "Esaret Alanı"na dönüşür.
Çalışanların en büyük motivasyon kaynağı nedir? Yapılan araştırmalara göre çalışanlar, "pazar lideri olmak" gibi soyut şirket hedeflerinden ziyade; "yaptığım iş insanlığa veya bir başkasına ne katıyor?" sorusunun cevabını, yani "Anlamlı Bir Amaç"ı arıyorlar. Anlam, en güçlü yakıttır.
"Radyal Etkisi" kurumsal dönüşümde nasıl kullanılır? Denizcilikten gelen bu metafor, rotada yapılan çok küçük (2 derecelik) bir değişikliğin, uzun yolculukta (zamanla) varış noktasında devasa bir fark (yüzlerce kilometre) yarattığını anlatır. Kurumsal dönüşümde de devrimsel değil, küçük, istikrarlı ve sürekli "alışkanlık değişimleri" (Nudge), uzun vadede büyük sonuçlar doğurur.
Ferhat Aydın'a göre Türkiye'de cevaplanması en zor soru neden "Ne hissediyorsun?"dur? Çünkü özellikle eğitimli beyaz yaka dünyasında duygular bastırılmış, entelektüelize edilmiş ve rasyonalize edilmiştir. İnsanlar hislerini (üzgünüm, korkuyorum) değil, o durum hakkındaki "düşüncelerini" (bence haksızlık oldu) anlatır. Duygusal okuryazarlığın eksikliği, kaygı ve stresin yönetilmesini zorlaştırır.
"Asıl güç, güçsüzlüğünün farkında olmaktır" ne demektir? Modern liderlikte "kırılganlık" (vulnerability), zayıflık değil, cesarettir. "Bilmiyorum", "Üzüldüm" veya "Yoruldum" diyebilen lider, insan olduğunu gösterir ve ekibiyle sahici bir bağ kurarak güven inşa eder. Bu, maskesiz ve otantik liderliğin temelidir.
Çiftçi ve At hikayesi liderlere nasıl bir ders veriyor? Bu hikaye, olaylara anlık "iyi" veya "kötü" etiketleri yapıştırmanın yanıltıcı olduğunu anlatır. Bir kriz (atın kaçması) uzun vadede bir fırsata (11 atla dönmesi), bir fırsat ise krize (oğlunun düşmesi) dönüşebilir. Lider, fevri tepki vermek (aşırı sevinç veya panik) yerine sürece, büyük resme ve zamana güvenmelidir.
Speaker Agency "Yeni Dünyası"nda bu üç disiplini nasıl birleştiriyor? Speaker Agency, "Bilgelik Mimarisi" ile kurumların ihtiyaçlarını analiz eder. Bir kurumun aynı anda Emre Alkin ile "Ekonomik Vizyon", Emre Başkan ile "Kültürel Dönüşüm ve Liderlik" ve Ferhat Aydın ile "Psikolojik Sağlamlık" kazanmasına olanak tanıyan bütünsel programlar ve "Müşteri Yolculukları" tasarlar.
Inspire & Impact etkinlik serisinin genel amacı nedir? Bu seri, Speaker Agency'nin sadece konuşmacı sağlayan bir kurum değil, iş dünyasına yön veren bir "düşünce kuruluşu" olduğunu gösterir. İş dünyası liderlerine sadece "ilham" vermekle kalmayıp, onlara işlerini, ekiplerini ve kendilerini dönüştürebilmeleri için eyleme geçirilebilir, kanıta dayalı ve vizyoner bir "yol haritası" sunmayı hedefler.