Search Button

Meselenin İki Yüzü: Beslenme Şeklimizin Bedenimize ve Gezegene Etkisi -2

Speaker Agency Inspiring Channel’da başlattığımız MESELENİN İKİ YÜZÜ adlı canlı yayın program serimizin dördüncüsünde bir araya gelen Exclusive konuşmacılarımız Sağlıklı Yaşam Uzmanı Elvan Odabaşı ve CNN Türk Hava Durumu Editörü Bünyamin Sürmeli, BESLENME ve SAĞLIK konusunu ele aldılar.

Programla ilgili ilk blog yazımızda Elvan Odabaşı’nın beslenme ve sağlık konusuna insan bedeni, ruhu ve zihni açısından yaklaşımının bir özetini vermiştik. Bu ikinci yazımızda ise Bünyamin Sürmeli’nin konuyu iklim değişikliği, gezegenin sağlığı ve sürdürülebilirlik yönüyle ele alarak anlattıklarının bir özetini sunuyoruz.

Bu yazı konuşmanın deşifre edilmiş metni değil, konuşmacımızın görüşlerinin bir yazıya dönüşmüş halidir. Programı kaydını Youtube kanalımızdan istediğiniz zaman dinleyebilirsiniz.

Elvan Odabaşı’nın beslenmeyi tanımlarken kullandığı kavramlardan son ikisi olan YERELLİK ve KEYİF Bünyamin Sürmeli’ye göre iklim değişikliği açısından da kilit kavramlar.

Hayattan doyum almadıkları için yemeye doymayan ve giderek obezleşen bir toplumun tüketim alışkanlıklarının gezegene maliyeti çok büyük.

1900’lerin başındaki nüfus ile şu anki nüfus arasında 4,5 kat fark var. Fakat su tüketimimiz 10 kat artmış. Oysa 2 milyara yakın insanın sağlıklı suya erişimi yok, yani tüketim adil dağıtılmıyor.

İnsanlar olarak tükettiğimiz her şeyin doğaya bir bedeli var. İhtiyacımızdan fazla tükettiğimiz her şeyle doğadan, diğer canlıların haklarından hatta gelecek nesillerin payından çalıyoruz. İhtiyacımızdan fazla yiyerek aldığımız kilolardan kurtulmak için kullandığımız diyet ürünleri için de su, yakıt gibi enerjilerin boşa sarf edilmesine neden oluyoruz.

Yediğimiz gıdanın çeşitliliği sağlığımız için önemli fakat onu yerelden sağlamak daha önemli, diyen Bünyamin Sürmeli, yerel beslenme ile küresel iklim değişikliği arasındaki ilişkiyi açıklıyor. Biz dünyanın her yerinden besin sağlamak istediğimiz için ürünler hareket ediyor ve bunun için müthiş bir enerji harcanıyor. Uçaklar, gemiler ve kara yoluyla taşınan besinler fosil yakıt kullanımını artırıyor, dolayısıyla küresel ısınmaya neden oluyor.

“Oysa çeşitlilik açısından çok şanslı bir coğrafyadayız, tahılından bakliyatını, meyvesinden sebzesine, kuru yemişinden çayına kadar ihtiyacımız olan her besine ulaşabileceğimiz bir ülkedeyiz. Yerel beslenmek bizim içni çok kolay.”

Yenilenebilir enerjiye geçişi yavaşlatan ekonomik gerekçeler. Oysa ülkelerin en büyük gideri sağlık. İşin tuhaf yanı iklim değişikliğinin ilk sonucu sağlıksız gıda ve sağlıklık hava. Yani iklim değişikliği durdurmazsak sağlık giderlerimiz artacak. Şimdiden bu gideri yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırarak gezegeni ve sağlığımızı korumak mümkün.

Tarımsal faaliyetler iklim değişikliğinin %20’sinden sorumlu. Dolayısıyla beslenme şeklimizle gezegeni etkiliyoruz. Özellikle protein temelli beslenmenin küresel ısınma üzerinde önemli bir etkisi var. Besi hayvanları üretimi sırasında ortaya çıkan metan gazının küresel ısınmada etkinliği karbondioksite göre 25 kat daha fazla.

Bireysel olarak hayatlarımızdaki %5-10 oranında bir büyüme önemli bir fark, zenginlik ve refah yaratmazken, doğa üzerinde çok büyük bir etki yaratıyor; çünkü her bir kişinin hayatındaki küçük bir büyüme milyarlarla çarpıldığında tüketimi, dolayısıyla enerji sarfiyatını devasa boyutlara taşıyor. Yani bizim market arabasına fazlatan attığımız her bir paket doğaya milyarlarca paket olarak geri dönüyor.

Sibirya başta olmak üzere Dünya şu an her yerinden alarm veriyor. Sibirya’da ısı birçok noktada 37-38 derece, donuk topraklar çözülüyor ve birçok zararlı gazla birlikte, mikroplar ve bakteriler de açığa çıkıyor. Küresel ısınma bize kötü hava olayları, fırtınalar, hastalıklar olarak dönüyor.

Rekor deniz suyu sıcaklıkları nedeniyle fırtına ve tayfunlar bekleniyor. Dünyanın belli bir yerinde tayfun olarak ortaya çıkan enerji başka bir yerde durağanlığa neden oluyor, bu durağanlık hava kirliliğini, hastalıkları ve salgınları artırıyor. Her şey birbirine bağlı ve başlangıç noktasında ruhsal doyumsuzluğu nedeniyle her şeyi kendine isteyen insan var.

Sohbetin sonunda gelen iki soruya konuşmacılarımızın verdiği yanıtlar ise şöyle:

Soru 1: Dünyanın sürdürülebilirliği için insanlara pratik önerileriniz neler?

Elvan Odabaşı: Yaşımıza, yaşadığımız yere, fizyolojik durumumuza, ihtiyaçlarımıza göre her bireyin kendine özgü bir beslenme politikası olmalı. Bu politikanın sürdürülebilir olmasının yolu ise kişinin fiziksel, ruhsal ihtiyaçlarına ve sosyal çevresine uygun olarak düzenlenmesi.

Bünyamin Sürmeli: Mesele insan hayatının sürdürülebilirliği, Dünya bununla ilgili alarm veriyor, virüs bunun ilk göstergesi değil, sadece fark etmemiz için bir vesile.

Yaşadığımız çevre sorunlarının (yangınlar, deniz kirliliği, ormansızlaşma vs.) hepsinin üstünde ve daha önemli olanı küresel iklim değişikliği. Dünya için en büyük tehdit, sürdürülebilir yaşamın karşısındaki en büyük tehdit bu.

Yenilenebilir enerjiye yönelmeliyiz fakat bundan fayda görebilmek için yaşam ölçeklerimizi gözden geçirmeliyiz. Enerji ve su tüketimimizi azaltmadığımız sürece yeni ve temiz kaynaklar bulmamız çözüm değil.

Dolayısıyla sürdürülebilir yaşam için önce bakış açımızı değiştirmeli sonra teknoloji yardımıyla yenilenebilir enerji kaynakları aramalıyız.

Elvan Odabaşı: Çevreye uyumlu beslenme ve insan sağlığı için protein tüketimini azaltmak, ılımlı bir vejetaryen beslenmeye geçmek iyi olabilir. Yeni dünyada bitkisel protein, hayvansal proteinin yeri almalı. Gıda sanayi ve gıda teknolojisi de yeni dünyada insanın gıda ihtiyacı için farklı bir üretim sistemine geçebilir.

Soru 2: Geri dönüşüm için daha fazla ne yapabiliriz?

Bünyamin Sürmeli: Geri dönüşüm (recycle) önemli ama öncesinde yapılması gereken iki şey var: Daha az tüketmek (reduce) ve yeniden kullanmak (reuse). Geri dönüşüm bu ikisini yaptıktan sonra anlamlı bir fark yaratabilir. Satın aldığımız her şeyi naylon bir torbaya koyup sonra bütün torbaları geri dönüşüm kutusuna atmak çözüm değil.

Konuşmacılarımız Elvan Odabaşı ve Bünyamin Sürmeli’ye insan ve gezegen hayatını etkileyen beslenme konusunda verdikleri bilgi ve ilham için teşekkür ediyoruz.

Speaker Agency Digital olarak pandemi döneminin sınırlarını dijital iletişimin olanakları ile aşmaktan ve hizmet verdiğimiz kurumları hedef kitleleri ile buluşturabilmekten mutluluk duyuyoruz. Meselenin İki Yüzü gibi canlı yayınlarımızla kurumların, çalışanların ve tüketicilerin ilgisini çeken konuları, ilgi çeken konuklarla ele almaya devam edeceğiz.